25 Ocak 2015 Pazar

Son Ermeni halı ustası

Halı dokumacılığı, Anadolu’da Ermeni ustalardan öğrenilen bir zanaat. Avak Şirinoğlu da yaşayan son temsilci...

Arkas Sanat Merkezi’ndeki “Osmanlı Halı Sanatı” sergisinde, Anadolu’nun kadim zanaatı halı dokumacılığının geçmişi, 1800’lerden bugüne, Feshane, Kumkapı ve Hereke gibi başlıca üretim merkezlerinden kıymetli örneklerle sunuluyor. Arkas Holding’in sahibi Lucien Arkas’ın 300 eserlik koleksiyonundan sunulan seçki, dokumacılıkta Ermeni ustalarının emeğini de gözler önüne seriyor.

Agop Kapucuyan, Zareh Penyamin, Garabet Apelyan, Tosunyan, sanat merkezinde üretimleri görülebilecek ustalar. Zerah Penyamin, aralarında en önemli olanı. Mesleğe Hereke’de başlamış, sonrasında II. Abdülhamit’in davetiyle saray atölyesinin başına getirilmiş ve 1922’ye kadar burada, Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kumkapı’daki atölyesinde çalışmış. Altın ve gümüş iplikler kullanarak yaptığı halılardaki “sultan başı” tasarımıyla ünlenmiş, diğer ustalara ilham vermiş.

Halı dokumacılığı Anadolu’da, çoklukla Ermeni ustalardan öğrenilen bir zanaat. Sergideki eserlere bakarken akla 1915’in simgesi “Gazir Halısı” geliyor. Yetim Ermenilerin Lübnan’da dokuduğu bu halı, geçenlerde Beyaz Saray’da sergilenmişti.

78 yaşındaki Avak Şirinoğlu, Penyamin’in “el verdiği”, Türkiye'de yaşayan son Ermeni usta. Kayseri Bünyan’da öğrendiği mesleğini, bugün Yalova’daki atölyesinde sürdürüyor. Santimetresine 400 ilmek atılan, 3 yılda tamamlanan, dünyadaki birçok koleksiyonerin peşinde olduğu, Bursa ipeğinden halılar üretiyor.

1955’te Kayseri’deki Ermeni nüfusu 350 haneyken, 60’larda 15 haneye düşünce, üç kardeş İstanbul’a göç edip, halıcılığın o dönemki merkezi Hereke’de atölye kurmuşlar. Şirinoğlu, 1960’larda ipek halıların çok revaçta olduğunu söylüyor. Onlar da Sümerbank’ın buradaki halı fabrikasının kapanmasının da yarattığı boşlukla, ipek halılar dokumuşlar. Zerah Penyamin’in yarım bıraktığı iki halıyı ve malzemelerini alıp, onun stiline kendi yorumlarını katarak üretim yapmışlar. Sergide, Penyamin başladığı, yıllar sonra Şirinoğlu’nun tamamladığı bir halı görülebiliyor.

Avak Şirinoğlu, 1990’lara kadar halıcılığın çok iyi durumda olduğunu, 1996’da Gümrük Birliği’ne girilmesinin zanaatı yok ettiğini anlatıyor: “Çinliler bizim halılarımızın taklidini yaptı. Hatta bir dönem üzerine Hereke yazısını bile koydular. Ucuz ithal halılar artınca, yerli mallar pahalı gelmeye başladı. Dokuyan ve dokutan için cazip olmaktan çıktı. O zaman 200 tezgâhım vardı, şimdi 30-40’a düştü.”

Öncesinde halı dokumacılığı, köylerde, kasabalarda, özellikle kadınlar için temel geçim kaynağı. Anadolu’nun pek çok bölgesinde halı dokunuyor. Şirinoğlu, o dönemki çeşitliliği “Kayseri’de Manchester, Konya’da Ladik halısı, Konya Yörüğü halıları, Yahyalı halıları, Körfez’de Hereke halısı, Kırşehir’de oraya özgü halılar” diye sıralıyor. Artık bu çeşitlilikten eser yok.


Halının o dönem için bir yatırım aracı olduğunu da belirtiyor: “Halı ve altın, fakir ailelerin yatırım matahıydı. Anadolu halkı, kara gün için halı ve altın alır, mecbur kaldığında satardı. Ya da halılar, bu sergide görülebilecek eserler gibi, kuşaktan kuşağa geçerdi, mirastı. Şimdi devir değişti, günlük yaşıyoruz, eski halılar yok, yenileri 3-5 yıl sonra çöpe atılıyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme